Bugünü anlayabilmek için tarih, her zaman en iyi bir öğreticidir. Bu nedenle 2. dünya savaşı ve Nazi Almanya’sı döneminden çıkarılabilecek sayısız dersler vardır. “Kötülüğün sıradanlaşması” ve görünmez olması kadar, Bonhoeffer’ın ifadesiyle “kötülükten daha zararlı ve güç olan aptallıktır.                  
Almanya’da “Weimar Cumhuriyeti” döneminin sonunda Alman halkı sosyal, politik ve ekonomik açıdan sorunlar yaşamış ve bu durum onları yeni ve güçlü bir lider arayışına itmiştir.

Sorunlarını çözecek ve güçlü bir Almanya yaratacak yeni ve güçlü bir lider arayışına giren Alman halkı; kurtarıcı olarak tarihin gördüğü en kanlı diktatörlerden biri olan Adolf Hitler’i buldu.
Kuşkusuz bu konuda tüm suçu Alman halkına yüklemek insafsızlık olur. Weimar Cumhuriyet’i radikal sağın ve diğer anti-demokratik güçlerin saldırısıyla yıpranırken; “Demokrat Almanlar ve Sol Parti” Cumhuriyet’i koruma konusunda yeterli hassasiyeti ve direnci gösteremediler.
Alman halkının oyları ile iktidara gelen Hitler, güç zehirlenmesi yaşadı ve kısa sürede Almanya’da “tek adam” oldu. Böylece Hitler, diktatörlüğe giden yolun taşlarını ince ince döşedi.
Kim Hitler’i eleştirse soluğu kodeste alıyordu. Nazi Almanya’sı döneminde, üç milyona yakın Alman, muhalif tutumları nedeni ile Gestapo tarafından soruşturmaya uğramış, bir milyona yakını Nazi karşıtı düşünce suçlarından tutuklanmış, bunlardan 77 bini Alman askeri mahkemelerince idama mahkûm edilmiştir. Bu tutuklanan siyasi mahkumlardan birisi de Alman din adamı Dietrich Bonhoeffer’di.
Nazi hekimlerinin, “insanlığa karşı işledikleri suçlar” nedeniyle yargılandıkları Nürnberg mahkemesi süreçlerinde değerlendirirken hep şu soru soruldu. Hekimliği ve bilim adamlığı tartışma götürmez olan bu kişilerin bu tür insanlık dışı eylemlerin planlayıcısı ve uygulayıcısı olarak yer almalarını mümkün kılan neydi? Kötülükleri mi, aptallıkları mı?
Bonhoeffer; hapiste geçirdiği süre içerisinde çok kıymetli bilim adamları, hekimler, şairler ve düşünürlerden oluşan ülkesinin, nasıl olup da bir korkaklar, düzenbazlar ve suçlular topluluğuna dönüştüğünü düşünmeye başladı.
Ve sorunun kökeninin kötülük değil, “aptallık” olduğu sonucuna vardı.” Hapishanede yazdığı ünlü mektuplarında, “Aptallığın Teorisi…” hakkında açıklamalarda bulundu.

“Kötülüğe karşı savaşılabilir ama aptallığa karşı savaşmak çok zordur. Aptallık topluma en büyük zararı verir. Kötülük protesto edilebilir, güç kullanarak kötülük önlenebilir ancak aptallığa karşı savunmasızız.
Aptal yani cahil kişilere kanıt bile göstermenin anlamı yoktur.
Böyle kişiler kolayca saldırgan hale gelebilir. Aptal bir insana gerçekleri kanıtlarla bile ortaya koysanız, o insan cehaletiyle oluşmuş önyargılarıyla çelişen gerçekleri göremez. Kendisine anlatılan gerçekleri içeren fikirleri çürütemediğinde katıksız gerçekleri bile önemsiz ve rastlantısal diye bir kenara iter.
Bütün bu süreçlerde, aptal kişi kendinden memnundur ve kolayca sinirlendiğinden, saldırıya geçerek tehlikeli hale gelir. Bu nedenle, aptal bir insanla uğraşırken kötü niyetli biriyle olduğundan daha dikkatli olunması gerekir.
İnsanlık için en büyük tehlike olan aptallıktan nasıl kurtulacağımızı bilmek istiyorsak, onun doğasını anlamaya çalışmalıyız. Kesin olan şu ki, aptallık özünde entelektüel bir kusur değil, ahlaki bir kusurdur.
Aptal yani cahil insan denildiğinde kastedilen, sadece eğitim görmemiş ya da entelektüel bir ortamda yetişmemiş insan değildir. Entelektüel olarak dikkat çekecek derecede çevik ama aptal olan insanlar olduğu gibi, entelektüel olarak son derece sönük ama kesinlikle aptal ya da cahil diye tanımlayamayacağımız insanlar da vardır.
Yani aptallık doğuştan gelen bir kusur değildir. Tam tersine bazı durumlarda insanlar kasıtlı olarak aptallaştırılır. Hatta insanlar aptallaştırılmalarına kendileri izin verirler. Aptal olmayı ya da cahil kalmayı tercih ederler.”
Bu düşüncelerden rahatsız olan dönemin iktidar gücü, aptal insanlarla şeytani eylemlerde bulunuyordu. Aptallığın yani cehaletin güç verdiği zulüm hüküm sürüyordu.
Gücünü aptallıktan alan bu şeytani ve diktatör iktidar; elbette Bonhoeffer’ın gerçekleri bu şekilde ortaya koymasından rahatsız oldu. Ve Adolf Hitler’e karşı bir komploya karıştığı gerekçesiyle Nisan 1945’te şafak vakti toplama kampında, 39 yaşındayken idam edildi.

Devamı edecek