Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye’de eğitimi bitirme adımlarına hız kesmeden devam ediyor.
Tarikat ve cemaatlerle protokol yapan Tekin, laik Türkiye Cumhuriyeti’ne, eğitimin tekliği ilkesine adeta savaş açtı.
Yusuf Tekin'in "Zorunlu eğitimin çok olduğunu, yakında bunun tartışmaya açılacağını ben de tahmin ediyorum. Bu kadar uzun bir süre standart bir eğitime çocukları tabi tutmak doğru olmayabilir” diyerek eğitimi dinamitleme çalışmalarında yeni bir evreye geçeceklerinin mesajını verdi.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında laiklik düşmanı, bilimi ve fenni dışlayan gerici bir eğitim-öğretim modeli yürürlükte.
AKP iktidarı döneminde okul öncesinden üniversitelere kadar bütün öğretim programları birçok kez değiştirilmiş, gerici ve piyasacı uygulamalar egemen hale getirilmiştir.
Gayrı milli eğitim bakanı Yusuf Tekin’in hedefinde bu kez zorunlu eğitim var.
Eğitimin zorunlu olmasına bakmayın. Türkiye’de eğitim dışı kalan çocukların sayısı büyük bir hızla artıyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın son açıklanan 2023-24 öğretim yılının istatistiklerine göre, eğitim dışı kalan çocukların sayısı yüzde 38,4 artarak 612 bin 814’e ulaştı.
17 milyon 480 bin 463 öğrenciye ev sahipliği yapan bu eğitim-öğretim yılında, öğrenci sayısında bir önceki yıla kıyasla yüzde 0,4’lük bir düşüş kaydedildi.
Eğitim dışı kalan çocuklarımızın sayısı günden güne artarken, okula gitmeyi teşvik etmek yerine, çocukları eğitimden koparacak adımlar atılıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında uygulamaya konan 4 +4+ 4 eğitim sisteminde değişikliğe gideceği iddiaları, endişemizi artırmakta.
Yapılmaya çalışılan, giderek kız çocuklarının okul ikliminden uzaklaştırılmasını, karma eğitiminden vazgeçilmesi, gerici tarikat ve cemaatlerin isteklerinin kabul edilmesidir.
Yeni eğitim modeli, bilim adamları, eğitimciler, pedagoglar tarafından hazırlanmıyor. Eğitime gerici dernek ve vakıflar yön veriyor.
4+4+4 eğitim sistemi, eğitimi parçalı hale getirerek, yıllar içinde çocuk işçiliğini teşvik eden, kız çocuklarını okullardan uzaklaştıran bir sisteme dönüşmüştür. Bu sorunları çözmek yerine, zorunlu eğitimi hedef almak kabul edilemez.
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Maarif Platformu ve Medeniyet Enstitüsü tarafından düzenlenen çalıştayda, 12 yıllık zorunlu eğitimin 'dayatma' olarak tanımlanması, AKP’nin eğitimi tamamen gericileştirme projesinin bir parçasıdır.
AKP’nin eğitim politikaları, yoksul ve dezavantajlı kesimleri eğitimden uzaklaştırarak eğitim hakkını gasp etmektedir. Zorunlu eğitim kesintisiz ve kamusal bir hak olmalıdır. Ancak AKP iktidarı eğitimi özelleştirerek, kesintili hale getirerek, zorunlu eğitimin süresini kısaltarak bu ‘yük’ten kurtulmaya çalışmaktadır.